Bakış Açısı Bulmaca Gibidir

Bakış açısı bulmacaya benzer. Soru belli olsa da cevabı belli değildir. Zira cevap; her insanın düşünce yapısına göre farklıdır. Doğru, tüm açıklığıyla ortada olsa da kavramın yorumu kişiye göre değişiyor.

Pazar günüydü, arkadaş biraz rahatsız olduğu için pazar alış verişine birlikte gitmemizi istedi. Yürüyerek gideceğimiz pazar, yirmi dakika sürecek uzaklıktaydı. Bu vesile ile biraz gevezelik etme imkanı da olurdu. Arkadaşım aktif siyaset yapmasa da desteklediği siyasi parti vardı. Fırsatını buldukça partisinin icraatlarını anlatır, kendince huzur bulurdu. Oysa çocukluğumdan beri ne siyasi partiye gönül verdim, ne de her hangi bir futbol takımına.

Pazara Gidişimiz Biraz Gergin Oldu

Birbirimizin halini hatırını sorduk, sonrasında konuşmaya başladık. Büyük şehrin belediye yönetimini kaybeden iktidarın, şimdiki belediye yönetiminden daha iyi belediye hizmeti verdiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Bir kaç aydır inşaatı süren Unkapanı Köprüsü yenilemesinin daha da süreceğini söyleyerek konuşmasına devam etti. Zira tam bitti denildiğinde yeni ihale ile yeniden tadilat çalışmaları başladı. Her ne kadar önceki ihale ile şimdikinin konusu farklı olsa da sonuçta ihale, ihaleydi.

Sebze Fiyatları

Elbette önceden asfaltı dökülen yolda, aradan bir hafta geçmeden, asfalt kırılarak doğal gaz çalışması da yapılıyordu. Hatta doğal gaz çalışması bittiğinde kısa süre sonra elektrikle ilgili düzenleme için aynı asfalt aynı yerinden kırılabiliyordu. Ancak o zaman belediye boş durmuyor sürekli çalışıyor oluyordu. Şimdi ise ihalesi tamamlanan çalışmanın, farklı bir çalışma için ihale yapılması yanlıştı.

Büyük Şehir yönetiminin, ihaleyi yüzüne gözüne bulaştırdığını belirterek konuşmasına devam etti. İhalenin yetkin olmayan firmaya verildiğini ve tadilatın oldukça uzun sürdüğünden dem vurdu. Bunun yanında bana biraz komik de gelse, arkadaşım Büyük Şehirden ihale alan firmanın yeni yapılmış otobüs duraklarını yerinden sökerek, başka ilçedeki eski otobüs duraklarıyla değiştirdiğini de söyledi. Bu şekilde ihale alan firmanın haksız para kazandığını ve Belediye yönetiminin buna göz yumduğunu da belirtti. Taraf olduğu partiyi övmekten haz aldığı her halinden belliyken, rakibinin halkın oyuyla yönetimi kazanmasını bir türlü kabullenemiyordu.

Hızını alamayan arkadaşım Topkapı-Mescid-i Selam hattındaki tramvayların bakımsız olup, hareket halindeyken acayip sesler çıkardığından bahsederek konuşmasına devam etti. Oysa ilk yapıldığından beri o garip seslerin çıktığını söylemeye gerek görmedim.

Unkapanı Köprüsü

Son iki yıldır Pandemiden dolayı Büyük Şehrin spor tesisleri kapalı ve halka hizmet vermiyor. Yeni yeni açılmaya başlayan bu tesislere gitmek isteyen çocuğu için muhatap olacak yetkili bulamıyor. İnternet üzerinden başvuruların sıkıntılı olup, kayıtta sorun yaşadığını her fırsatta söylüyor. Tesislerin bahçelerinin bakımsız ve yaprak dolu olduğunu da ilave ediyor. Özel araçla işe gelip gitmesine rağmen, toplu taşımaların temiz olmadığını, yeni belediye yönetiminin işi beceremediğini de sözlerine ekliyor.

Hizmeti Vermeden Övünmek Hoş Olmuyor

Elbette görüşlerine katılmıyorum. Benim nazarımda her tarafta beyin tırmalayan siyasi parti reklamlarının kalkmış olması bile hoş bir şeydi. Gerçekleşmeyen bir çok icraatın yapılmış gibi billboardlarda gerçekmiş gibi durması, kendimi kötü hissetmeme neden oluyordu. Bir icraat yapılır veya yapılmaz, ancak yapılmayan bir şeyin yapılmış gibi sunulmasını hoş göremiyorum. Bunun yanında belediye hizmetlerinde aksayan bir taraf da yoktur. Bilakis belediye hizmetleri daha iyiye doğru eviriliyor. Ancak kronikleşmiş trafik sorununu yeni yönetiminde çözme konusunda pek başarılı olduğunu söyleyemeyiz. En azından mevcut sorunların iyileştirilmesi yerine, yeni yatırımlarla kendini zorluyor. Kanaatimce yeni belediye yönetimi mevcutları değerlendirip çözebilse daha yerinde olur.

Pazar Alış Verişine Başladık, Çabuk Bitti

Biraz huzursuz da olsam, siyasi polemiğe girmek istemediğim için onaylamasam da siyasi konuşmalarda sukut etmeyi tercih ederim. Zira gördüğüm kadarıyla, babayı-oğula, kardeşi-kardeşe, arkadaşı-arkadaşa düşüren iki beyazdan sakınmak gerekiyor;

  • Siyasi parti sempatizanlığı
  • Futbol takım taraftarlığı

bu ikisinin tartışmasına girdiğimizde mutlaka kırgınlık veya küslük oluyor. Zira insanların bakış açısı, olayları farklı yorumlamasına neden oluyor. İslami hassasiyeti bulunan bir kimse, haremlik selamlık konusunda inancı gereği dikkat etmeye çalışabiliyor. Kız, erkek gibi karma eğitimi tasvip etmeyip, yorumsuz “Olmaz” diyebiliyor. Oysa bakış açısı daha esnek kimse başı örtülü kız ile erkeğin aynı sınıfta ders görmesinde sakınca görmeyebiliyor. Hatta bu ortamı oluşturan siyasi partiyi ayakta alkışlayıp, övgü cümleleri düzebiliyor. Bakış açımıza göre olayı yorumlarız, doğru veya yanlış şeklinde hükmümüzü veririz. Oysa doğru veya yanlış bizim şahsi görüşümüzden ziyade kendi illiyetine göre doğru veya yanlıştır.

Pazardaki Sebze Fiyatları Can Yakıyor

Pazar arabası biraz büyüktü. Zira arkadaşımın yanında yaşlı annesi de kalıyor bu yüzden misafiri de fazla oluyor. Pazarda ilk durağımız patates satıcısı oldu. Çünkü evin olmazsa olmazıydı. Zira Dünya üzerinde insanların ana besin kaynağı;

  • Buğday
  • Pirinç
  • Patatestir.

Pazarda alış veriş yapanlar önceleri fiyat etiketlerine pek bakmazdı, zira ürünlerin fiyatları makuldü. Bütçesine göre alış verişini yapar, parasını ödeyerek söylenmeden tezgahtan ayrılırdı. Arkadaşım yavaş yavaş tezgahtaki etiketleri inceliyor, yutkunuyor tekrar bakıyordu. Patatesin üzerinde iki farklı fiyat etiketi vardı, 10.00 TL ve 12.50 TL. Gayri ihtiyarı elini cebine sokarak parasını biraz yokladı. Gayet cılız bir sesle:

-1,5 KG patates

diyerek, parasını hazırladı. Rengi biraz atmıştı. Oysa çocukluğumuzda patates satıcısı kamyonla sokağımıza gelirdi. Patateslerden iki veya üç çuval alıp, balkona koyardık. Bir kilo, iki kilo patatesle uğraşmazdık. tezgahtan ayrılıp pazarın aşağısına doğru ilerledik. Soğan da alsaydım demesine rağmen 10 TL fiyat yazan soğandan satın almadı. Muhtemelen evde vardır diye düşündü.

Sebze tezgahına geldik. Arkadaşım, hani toplu ulaşımın bakımsızlığından bahseden arkadaşım, biraz tedirgin oldu. Bölüm bölüm ayrılmış, domates, patlıcan, kabak, yeşil fasulye, karnabahar ve pırasanın fiyatlarını tek tek süzdü. Ama favori sebzelerden kapya biber ve dolma biber tezgahın ortasındaydı. Etrafı süslenmiş gelinlik kız gibi ortada parlıyordu.

PIRASA 8,00 TLKABAK 20,00 TLKARNIBAHAR 8,00 TLPATLICAN 30,00 TL
DOMATES 18,00 TLS. DOMATES 20 TLY.FASÜLYE 30,00 TLHAVUÇ 8,00 TL
KAPYA BİBER 40,00TLYEŞİL BİBER 40,00 TLDOLMA BİBER 50,00 TKEREVİZ 15,00 TL
KIVIRCIK 15,00 TLMAYDANOZ 4,00 TLELMA 10,00 TLPORTAKAL 6,50 TL

Prensiple Fiyat Dengesi Sağlanır Mı?

Arkadaşım gayet tutumluydu. Gereksiz para harcamaz ve harcayan kimseleri de uyarır, hatta biraz da fırçalardı. Özellikle fiyatı yükselen ürünlerin alınmasına kızar ve bu konuda çok da ketumdu. Alış veriş yapanların fahiş fiyat artışlı ürünleri satın almadığında fiyatların otomatikman düşeceğine inanırdı. Bunu da sık sık uygulardı. Mesela balık fiyatları arttığında balık almaz, fiyatların düşmesini beklerdi. Hatta bu yüzden bu sene hiç balık da satın almadı. Prensibine sıkı sıkıya bağlıydı.

Parasının olmasına rağmen prensip sahibi olduğu için, sebzelerin fiyat etiketine bakan arkadaşım, düşünmeye başladı. Elini cebine götürdü, parasının sıcaklığını hisseti. Ancak prensipleri aklına gelince, elini cebinden çıkararak:

-Hadi çıkalım

dedi, ancak sesi cılız da çıksa kararlıydı, prensipleri tekrar galebe çalmıştı.

-Bu haftada kuru yeriz, bu fiyatlarla sebze alınmaz

diyebildi. Gerçi yağın, peynirin, mercimeğin ve hatta ekmeğin fiyatı da yüksekti. Her ne kadar belediyenin çalışmalarını tasvip etmese de sıraya girip halk ekmek almayı ihmal etmiyor. Zira fırında pidenin fiyatı oldukça pahalıdır ve çabuk bayatladığı için israf olabiliyor. Bu yüzden mümkün mertebe Halk Ekmek onun için vazgeçilmezdir.

Dönüşümüz de fazla muhabbet edemedik, zira pazarın şokunu atlatamayan arkadaşım, bir anda suskunlaştı. Ama belediye yönetimi bir köprü yenilemesini dahi beceremiyor. Oysa tarım ve hayvancılık yapılacak kadar doğal zenginliğe sahip ülkemizde neden köprü ihaleleri çabuk bitmiyor. Bunu hâlâ anlamış değilim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.