Ölüm Haberi Aldığımızda İçimiz Burkulur, Hüzünleniriz

Ölüm Haberi

Ölüm haberi aldığımızda üzülürüz. Ama bu hayatımızın vazgeçilmezidir. Elbette ölüm haberi almayanımız yoktur. Hafta sonu olduğu için sokak sessizdi. Yaz olduğu için güneş erkenden doğmuş bu yüzden etraf aydınlıktı. Hafta sonu ve sabahın erken saati olmasına rağmen apartmandaki sessizlik de yavaş yavaş bozulmaya başladı. Hafta sonu olmasına rağmen merdivenlerde işe gidenlerin ayak sesi duyuluyor. Binanın dış demir kapısı yağsız kaldığı için gıcırdayarak açılıyor, bir süre sonrada gürültüyle kapanıyor. Ev halkının tamamı yataktan kalkmış ve biraz heyecanlıdır. Hafta tatili olduğu halde evin hanımı erkenden kahvaltıyı hazırlamaya başlıyor.

Ortaokul Öğrenimi Hayatında Yeni Bir Başlangıçtır

İlkokulu bitiren çocuğu ortaokula gidecektir. Çocuğu yaşının küçük olmasına rağmen ortaokula yurtta kalarak yatılı gidecektir. Yurda erken gidecekleri için kahvaltıyı da geciktirmezler. Ebeveyni çocuğunun valizini de akşam hazırladığı için, evden vakitlice çıkarlar. Gidecekleri yer fazla uzak değildir, bu yüzden ancak yarım saatlik bir yoldur.

Yatılı kalacak diğer çocuklar da yurda gelmiş, yurtta miniklerden oluşan tatlı bir kalabalık var. Çocuklardan ağlayıp sızlayan olmamasına rağmen bazıları biraz tedirgindir. Ne de olsa çocuklar hafta beş gün de olsa evinden ayrı kalacaktır. Erkek çocukları yaşları küçük de olsa dirayetlidir, evlerinden ayrıldığı için ağlayıp sızlamaz. Bunun yanında çocuklar kısa sürede yeni arkadaşlar edinip, ebeveynini hemen unutur.

Hüzünlü Çocuk

Hafta içi yatılı kalan çocuklar hem okul derslerini hem de dinini diyanetini öğrenir. Büyüdüklerinde hayata iki kanatlı kuş gibi hazır olacaklar. Cumartesi günü izne çıkan çocuklar öğleden sonra izine çıkıp eve gidiyor. Hafta sonunu ailesiyle birlik de geçiren çocuklar Pazar akşamı yurda dönüyor. Çocuk kaldığı yurt ortamına çabuk adapte oluyor. Yeni arkadaşlar edindiği gibi yeni bilgiler de öğrenmeye başlıyor. Osmanlı Devletinde mahalle mektebi gibi çocuklar okul dersleri yanında; dini eğitimde görüyor. Çocuk yatılı kaldığı bir haftalık sürede Elif Cüzünü öğrenmiş, kelimeleri bir birine bağlayarak okumaya başlıyor.

Çocukların Kalbi Temizdir, İyi veya Kötü Haberi De Verir

Çocuğu yurtta yatılı kalmaya başlayalı birkaç hafta oldu. Hafta sonudur ve çocuğu izine çıkmış evdedir. Yemeğini yiyip sofradan kalkan çocuğu ellerini yıkayarak, salondaki koltuğa oturur. Annesinin sofrayı toplayıp yanına gelmesini bekliyor. Her ne kadar annesine yardım etmek istese de annesi buna izin vermiyor. Bir süre sonra annesi de işini bitirip çocuğunun yanına gelir. Çocuk oturduğu yerden hızlıca kalkar, annesinin karşısına geçip yere oturur. Çocuğu annesinin gözlerine bakarak ne dediğinin farkında olmadan:

Her Fani Bir Gün Ölüm Haberi Verir

-Anne sana bir şey söyleyeceğim.

-Söyle yavrum.

-Anne, ben büyüyüp yirmi yaşına geldiğimde, sen elli yaşında öleceksin.

Annesi, ölüm haberi veren çocuğunun sözlerine anlam veremez, gayri ihtiyari hüzünlenir ve oğluna:

-Evladım niye böyle söylüyorsun.

On bir yaşındaki çocuğu, annesinin söylediklerini duymaz. Zira sözünü bitirdiğinde oturduğu yerden kalkan çocuğu bir şeyle meşgul olmaya başlar.

Rüyasında yaşlı bir zatın gelip ona annesinin öleceğini söylediğini sadece arkadaşına söylemiştir.

Zaman su gibi akar, istenmeyen zaman çabucak gelir. Çocuk artık büyümüştür, yirmi yaşında koca delikanlıdır. Ancak yüreği kaldırmadığı için namazda ön safta duramaz. İnceden inceye akan gözyaşlarını, namaz safının en arkasında gizlemeye çalışır. Sevenleri; annesinin tabutunu hüzünle mezarının başına kadar taşır. Her fani gibi göçünü toplayan annesi, dönüşü olmayan uzun yolculuğuna çıkmıştır. Elbette yaptığı iyi amellerini de sırtlanarak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blog Waffle
Blog Waffle