Elektrik Faturası Meğer Ne Büyük Sorunmuş

Elektrik faturası bizim hayatımıza bin dokuz yüz yetmiş beşlerde katıldı. Önceleri fatura tutarı düşüktü, öderken zorlanmıyorduk. Ancak günümüzde faturayı zorlanarak ödüyoruz, fatura ödemek külfet haline geldi. Her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da eski günleri arar olduk. Gelir seviyesindeki artış düşüktür. Buna karşılık gider kalemlerinin fiyat artışı yüksek olduğundan aradaki fark zamanla açılıyor. Yaşantımızın vazgeçilmezlerinin altında ezilip büzülüyoruz. Ama yapacak bir şey yok. Önümüzdeki maçlara bakacağız. Bu şekilde, kendimizi züğürt tesellisi ile avutacağız.

Elektrik Faturası İnsanı Nasıl Bu Kadar Korkutur

Ortağı olduğum işyerini sabah açtım, temizlikten sonra oturdum müşteri bekliyorum. Genelde yaşını almış kimseler elektrik faturası, su faturası ve özellikle doğal gaz faturalarını sabah getirip ödemeyi tercih eder. Zira hassas insanlar ödemeyi unuturum ve hizmetimi keserler düşüncesi hakimdir. Çünkü özellikle yaşını almış kimseler için elektrik veya suyun borcundan dolayı kesilmesi, kendilerince hakaret yerine geçer.

Elektrik Faturası

Biz buna ister hassasiyet diyelim, isterse avam tabiriyle pipirikli (tez canlı) diyelim, sonuçta bu kimselerin davranışını değiştiremeyiz. O hassasiyetleri ömürleri boyunca devam eder. Güneşli bir günün sabahında ortağımın babası heyecanla kapıdan içeri girdi. Elinde sallanan elektrik faturası vardı. Diğer elinde ise ayıbını gizlemeye çalışan haşarı çocukları gibi bir şey daha saklıyordu. Ancak kimsenin görmemesi için gayri ihtiyarı elindekini gizleme davranışı sergiliyordu. Heyecanı ve sıkıntısı yüzünden belli idi. Her ne kadar daha atmış yaşında olsa da daha yaşlı insan hassasiyetine bürünmüştü. Dükkanın içinde bir iki turu atıyor, hemen karşımızdaki T.E.K. tahsilat veznesine bakıyordu. Oysa ortağım ve ben de fatura tahsilatı yapıyorduk, hem de online yani anında görüntü şeklindeydi.

Ortağımın babası ağızında büyüyen lokmayı daha fazla tutamadı ve yanıma geldi. Elindeki elektrik faturasını gösterdi sonra diğer elindeki “Elektrik kesme kağıdını” işaret ederek;

-Ya! oğluma elektrik faturası gelmiş, görmemişim. Bak kesme kağıdı da gelmiş. Ne yapacağım şimdi.

Üzüm Bağı

karşıdaki TEK veznesini göstererek sözlerine devam etti;

-Adam da daha açmadı, açsa da hemen yatırsam

derdini söylemek adamı rahatlatmıştı. Oğluyla aynı apartmanda altlı üstlü oturuyordu. Oğlu köye gideli on beş gün olmuş, iki aydan önce de gelmezdi. Her ne kadar bu büyük acı için teselli etsek de adam yerinde duramıyor, bir an önce bu yükten kurtulmak istiyordu. Benim burada faturayı ödeme teklifimi de kabul etmedi. Çünkü elektriği kesme kağıdı da gelmişti. En nihayetinde biraz sonra kurum açıldı ve amcamız jet hızıyla giderek elektrik faturasını ödedi. Sanki dünyalar onun olmuş, mutluluktan uçuyordu. Huzur içinde evine kahvaltıya gitti.

Keser Döner Sap Döner Elektrik Faturası Sorun Olur

Elektrik faturası dükkanda gene sorun oldu. Ortağım köyden gelmiş, bu sefer babası köye gitmiştir. Babası köye gideli bir aya yakın zaman geçmişti. Ortağım gayet titiz olduğundan kahvaltı yapmadan evden çıkmazdı. Genelde kahvaltıyı sabah erkenden on bir gibi yapardı. Elbette hassas olduğu için hiç bir zaman saat on biri geçirmezdi. Zira biraz daha gecikirse öğle yemeği olurdu. Bu da sağlık açısından iyi olmazdı. Zira sabah kahvaltısı öğün olarak önemliydi.

Bir Salkım Üzüm

Kahvaltıyı yapan ortağım suratı asık şekilde dükkana geldi. Onu gören Karadeniz’de yük gemilerinin battığını sanacaktı. Dünyayla ilişkilerini kesmiş, yürürken bile kafasındaki o büyük sorunu düşünüyordu. Elindeki elektrik faturasını sallıyor, kaldırıp bakıyor, ne yapacağını düşünüyordu. Onun elinde de hem elektrik faturası hem de kırmızı renkli elektrik kesme kağıdı vardı. Ama o babası gibi heyecanlı şeklide hemen karşımızdaki T.E.K. veznesine bakmıyordu. Kederi büyüktü, hemen yanındaki koltuğa bitkin şekilde oturdu. Hâlâ elindeki faturaya bakıyor ne yapacağına karar veremiyordu. Sonunda baklayı azından çıkardı;

-Babama bak ya! Elektrik faturasını ödememiş, iki tane olmuş, birikmiş. Kesme kağıdını da göndermişler. Ne yapsam ki bilemiyorum. Şimdi bunları ödersem köyden gelince parasını ondan alamam. Aman bana ne, yatırsaydı. Ya da gelince yatırsın, keserseler kessinler.

Babası evde karı koca olarak iki kişi yaşıyordu. Lüks sayılacak eşyaları olmadığı gibi köyde yoklukla yetişmiş kimselerdi. Ebeveyni israfı bildikleri gibi, tasarrufu da bilirdiler. Ancak merak etsem de elektrik faturası kaç para diye merak edip bakmadım. Sonunda kendi sorunlarıydı, beni ilgilendirmezdi. Ancak zihnimde bazı hatıralar canlandı. Ortağımın işyeri soyulduğunda borsadaki parasına dokunmadan, babası bir sene onun geçimini sağlamıştı. Üzüm yetiştiriciliği yapan kimsenin bağı vardır. Vefat ettiğinde bağı oğluna kalır. Ancak o koca bağdan bir salkım üzümü, babasının hayrı için istesek. Sizce oğlu veya kızı babasının hayrı için bir salkım üzümü verir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.