Ebuss’ud Efendi’nin Fetvaları
Zeyd Amrı "kulumuzdur" deyu tutup, Amr inkâr edip, Zeyd isbâta kadir olmasa, Zeydin elinden halâsa kadir olur mu?
Olur, yemini ile, dâr-i İslâmda asıl hürriyettir. [638]
Zeyd Amr'ı "kölemizdirr" diye yakalasa, Amr inkar etse ve Zeyd iddiasını ispatlayamasa, Amr Zeyd'in elinden kurtulmaya yetkili olur mu?
Olur, yeminiyle, İslam ülkesinde asıl olan hürriyettir.
Zeyd, Amrın âzâdsız kul idüğün emîn-i beyt-ül-mâle dedikten sonra, âzâdsız kul idüğün isbat edivermemek ile Zeyde nesne lâzım olur mu?
Kizbi için hâkim ta'zîre kadirdir. [637]
Zeyd, Amr'ın azatlı olmayan köle olduğunu beytülmal eminine söyledikten sonra, azatsız köle olduğunu ispat edemezse, Zeyd'e bir ceza gerekir mi?
Yalanı için hakim onu cezalandırmaya yetkilidir.
Zeyd ile kulu Amr dâr-ül-harbde esir olup, Zeyd halâs olup, ba'dehu Amr da kaçıp yine dâr-i İslama geldikten sonra, Zeyd Amrı mülkiyet üzre tasarrufa kadir olur mu?
Olur, amma ba'zı eimme katında âzâd olur, hâkim anlar kavli ile 'ıtkına hükm etmeğe kadirdir. [636]
Zeyd ile kölesi Amr düşman topraklarında esir düşüp, Zeyd kurtulup, sonra Amr da kaçarak İslam topraklarına döndükten sonra, Zeyd Amr'ı köle olarak tasarruf etmeye yetkili olur mu?
Olur, fakat bazı imamlara göre özgür olur, hakim onların görüşüyle özgürlüğüne hükmetmeye yetkilidir.
Zeyd kulu Amr, 'ıtk da'vâsın edip beyyine ikâmet eylese, 'ıtkına hükm olunduktan sonra Amr beyyine-i mezbûre kâzibe idüğüne ikrar edicek Amr âzâd olmuş olur mu?
Olur, 'ıtk mukarrer olur, hürriyet nakza kabil değildir. [635]
Zeyd'in kölesi Amr, özgür bırakıldığını iddia edip delil gösterse, özgürlüğüne hükmedildikten sonra Amr gösterilen delilin yalan olduğunu itiraf etse, Amr yine de özgür olmuş sayılır mı?
Sayılır, özgürlük kesinleşmiş olur, hürriyet bozulamaz.
Hıdrellez gününde gezmeye çıkan Müslümanlara bir şey gerekir mi?
Ol güne ta'zîm için değil ise, şâir günlerde ettiği seyir gibidir.
Hıdrellez gününde gezmeye çıkan Müslümanlara bir şey gerekir mi?
O güne saygı için değil ise, diğer günlerde yaptığı gezinti gibidir.
Orijinal Metin:
Fetva, fıkhî bir Mes’elenin şer’î hükmünün beyanı manâsında bir ıstılahtır. Müşkil Mes’elelerin hal ve beyanı için sorulan suâlin cevabına denir. Fetva, fakîhin (İslâm hukuku âliminin) hüküm mahiyetinde olmaksızın verdiği cevaptır. Fetvayı veren fakîhe “müftı” denir. Hüküm veren fskîhe ise “kâdî” denilir. Böylece müfti, şer’î kanunları, delillere dayanarak tedvin eder; kâdî, bu kanunlardan kendisine arz olunan hadiseye ait olan hükmü bulup tatbik eder. Müftînin fetvasını tatbik edip etmemek serbest olup, kâdînin hükmü mecburîdir.
Günümüz Türkçesiyle:
Fetva, İslam hukukundaki bir meselenin dini hükmünün açıklanması anlamında bir terimdir. Çözümü zor meselelerin halledilmesi ve açıklanması için sorulan sorunun cevabına denir. Fetva, İslam hukuku aliminin (fakihin) bağlayıcı olmayan cevabıdır. Fetva veren fakihe “müfti” denir. Hüküm veren fakihe ise “kadı” denir. Böylece müfti, şer’i kanunları delillere dayanarak derler; kadı ise bu kanunlardan kendisine sunulan olaya ilişkin hükmü bulup uygular. Müftinin fetvasını uygulamak isteğe bağlı iken, kadının hükmü zorunludur.
Ebussuud Efendi’nin fetvaları ve Osmanlı hukukuna etkileri müspet yöndedir. Osmanlı Devleti’nde fetva verme süreci ve Ebussuud Efendi’nin rolü oldukça yüksek olmuştur. Hanefi mezhebinde fetva geleneği ve Ebussuud Efendi’nin katkılarının çok faydası olmuştur.