Ebuss’ud Efendi’nin Fetvaları

Hapis Cezası
Orijinal Metin
Soru:

Habs-i medyun için bir hadd-i mu'ayyen var mıdır?

Cevap:

Yoktur, re'y-i hâkime müfevvazdır. Mahbûsun sebeb-i habsine göre takdir olunur. [715]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Borçlunun hapsi için belirli bir sınır var mıdır?

Cevap:

Yoktur, hakimin görüşüne bırakılmıştır. Mahpusun hapsedilme sebebine göre takdir edilir.

Hapis Cezası
Orijinal Metin
Soru:

Habs-i medîd için bir hadd-i mu'ayyen var mıdır?

Cevap:

Yoktur, re'y-i hâkime müfevvazdır. Ve mahbûsun sebeb-i habsine göre takdir olunur. [714]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Uzun süreli hapis için belirli bir sınır var mıdır?

Cevap:

Yoktur, hakimin görüşüne bırakılmıştır. Ve mahpusun hapsedilme sebebine göre takdir edilir.

Şahitlik Hakkında
Orijinal Metin
Soru:

Tevatür mertebesi kaç kimse sözüyle hâsıl olur?

Cevap:

Aded-i mu'ayyen yoktur. Hemen kizb üzerine ittifakı âdeten mümkün olmayacak miktarı âdem olmak gerektir.[678]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Tevatür (yaygın rivayet) derecesi kaç kişinin sözüyle oluşur?

Cevap:

Belirli bir sayı yoktur. Yalan üzerine ittifak etmeleri adet olarak mümkün olmayacak miktarda insan olması gerekir.

Şahitlik Hakkında
Orijinal Metin
Soru:

Bir hususta bir kimse hem müdde'î hem şâhid olmak caiz olur mu?

Cevap:

Hukûk-ullahtan değil ise olmaz. [677]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Bir konuda bir kimsenin hem davacı hem şahit olması caiz olur mu?

Cevap:

Allah hakkı (kamu hakkı) değilse olmaz.

Şahitlik Hakkında
Orijinal Metin
Soru:

Abd-i memlûkün ikrarı şer'an i'tibar olunur mu?

Cevap:

Me'zûn olmayıcak mala ikrarı mu'teber değildir, kısas ve kat'-i yed îcâb eden katl-i 'amde ve sirkaya ikrarı muteberdir. [676]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Kölenin ikrarı şer'an itibar görür mü?

Cevap:

İzinli olmadıkça mal hakkındaki ikrarı muteber değildir, kısas ve el kesmeyi gerektiren kasten öldürme ve hırsızlık hakkındaki ikrarı muteberdir.

Orijinal Metin:

Fetva, fıkhî bir Mes’elenin şer’î hükmünün beyanı manâsında bir ıstılahtır. Müşkil Mes’elelerin hal ve beyanı için sorulan suâlin cevabına denir. Fetva, fakîhin (İslâm hukuku âliminin) hüküm mahiyetinde olmaksızın verdiği cevaptır. Fetvayı veren fakîhe “müftı” denir. Hüküm veren fskîhe ise “kâdî” denilir. Böylece müfti, şer’î kanunları, delillere dayanarak tedvin eder; kâdî, bu kanunlardan kendisine arz olunan hadiseye ait olan hükmü bulup tatbik eder. Müftînin fetvasını tatbik edip etmemek serbest olup, kâdînin hükmü mecburîdir.

Günümüz Türkçesiyle:

Fetva, İslam hukukundaki bir meselenin dini hükmünün açıklanması anlamında bir terimdir. Çözümü zor meselelerin halledilmesi ve açıklanması için sorulan sorunun cevabına denir. Fetva, İslam hukuku aliminin (fakihin) bağlayıcı olmayan cevabıdır. Fetva veren fakihe “müfti” denir. Hüküm veren fakihe ise “kadı” denir. Böylece müfti, şer’i kanunları delillere dayanarak derler; kadı ise bu kanunlardan kendisine sunulan olaya ilişkin hükmü bulup uygular. Müftinin fetvasını uygulamak isteğe bağlı iken, kadının hükmü zorunludur.

Ebussuud Efendi’nin fetvaları ve Osmanlı hukukuna etkileri müspet yöndedir. Osmanlı Devleti’nde fetva verme süreci ve Ebussuud Efendi’nin rolü oldukça yüksek olmuştur. Hanefi mezhebinde fetva geleneği ve Ebussuud Efendi’nin katkılarının çok faydası olmuştur.