Ebuss’ud Efendi’nin Fetvaları

Halkla İlişkiler
Orijinal Metin
Soru:

Ehl-i Heva: Hevâ ve heveslerine uyanlar.

Cevap:

[Bu bir terim açıklamasıdır, cevap yoktur]

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Cevap:

Canbaz
Orijinal Metin
Soru:

Bir şehirde canbaz oynamaktan hâkim men' eylemese, hâkime ne lâzım olur?

Cevap:

Nehy-i münker üzerine vâcib iken etmeyicek, ism-i azîm ile âsim olur.

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Bir şehirde canbazın gösteri yapmasını hâkim yasaklamasa, hâkime ne gerekir?

Cevap:

Kötülüğü engelleme vazifesi üzerine vacip iken bunu yapmazsa, büyük günah ile günahkâr olur.

Güreş
Orijinal Metin
Soru:

Güreşçiler güreşirlerken tasliye ettiklerinde kerahet var mıdır?

Cevap:

Kerahet muhtemeldir. Temâşâcı kesîr için ve lehve halkı rağbet için tasliye küfürdür.

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Güreşçiler güreşirken alkışlandıklarında/tezahürat yapıldığında dinen sakınca var mıdır?

Cevap:

Sakınca olması muhtemeldir. Seyircilerin çokluğu için ve eğlenceye halkı teşvik için yapılan tezahürat küfürdür.

Çalgı ve Müzik
Orijinal Metin
Soru:

Bir hatun sazende olup, kimi kendinin ve kimi âharm cariyelerine saz ta'lîm eylese, kimse ile kavgası olmasa, mücerred ta'lîm etmekle mahallesi halkı mezbureyi mahalleden ihraca kadir olur mu?

Cevap:

Şer'le kadirlerdir.

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Bir kadın çalgıcı olup, kimi kendisinin ve kimi başkasının cariyelerine saz öğretse, kimseyle kavgası olmasa, sadece öğretmesi sebebiyle mahalle halkı bu kadını mahalleden çıkarmaya yetkili olur mu?

Cevap:

Şer'i hukuka göre yetkilidirler.

Çalgı ve Müzik
Orijinal Metin
Soru:

Zeyd-i muslini çalıcı olup, kefereye kopuz çalıverse, ana ne lâzım olur?

Cevap:

Ta'zîr-i şedîd ve habs ile zecr lâzımdır.

Günümüz Türkçesiyle
Soru:

Müslüman olan Zeyd çalgıcı olup, gayrimüslimlere kopuz çalsa, ona ne gerekir?

Cevap:

Şiddetli ta'zir (şer'i ceza) ve hapis ile engellenmesi/caydırılması gereklidir.

Orijinal Metin:

Fetva, fıkhî bir Mes’elenin şer’î hükmünün beyanı manâsında bir ıstılahtır. Müşkil Mes’elelerin hal ve beyanı için sorulan suâlin cevabına denir. Fetva, fakîhin (İslâm hukuku âliminin) hüküm mahiyetinde olmaksızın verdiği cevaptır. Fetvayı veren fakîhe “müftı” denir. Hüküm veren fskîhe ise “kâdî” denilir. Böylece müfti, şer’î kanunları, delillere dayanarak tedvin eder; kâdî, bu kanunlardan kendisine arz olunan hadiseye ait olan hükmü bulup tatbik eder. Müftînin fetvasını tatbik edip etmemek serbest olup, kâdînin hükmü mecburîdir.

Günümüz Türkçesiyle:

Fetva, İslam hukukundaki bir meselenin dini hükmünün açıklanması anlamında bir terimdir. Çözümü zor meselelerin halledilmesi ve açıklanması için sorulan sorunun cevabına denir. Fetva, İslam hukuku aliminin (fakihin) bağlayıcı olmayan cevabıdır. Fetva veren fakihe “müfti” denir. Hüküm veren fakihe ise “kadı” denir. Böylece müfti, şer’i kanunları delillere dayanarak derler; kadı ise bu kanunlardan kendisine sunulan olaya ilişkin hükmü bulup uygular. Müftinin fetvasını uygulamak isteğe bağlı iken, kadının hükmü zorunludur.

Ebussuud Efendi’nin fetvaları ve Osmanlı hukukuna etkileri müspet yöndedir. Osmanlı Devleti’nde fetva verme süreci ve Ebussuud Efendi’nin rolü oldukça yüksek olmuştur. Hanefi mezhebinde fetva geleneği ve Ebussuud Efendi’nin katkılarının çok faydası olmuştur.