Kurumsal Firma Gerekli Mi? Yoksa Ne Olur

Kurumsal firma olmak, her sorunu çözmese de birçok sorunu çözüyor. Bu çeşit firmada işler yavaş işlese de aksayan yönlerini tespit edip, çözüm üretmek kolaydır. Buna karşılık cirosu yüksek olsa da henüz kurumsallaşamamış firmadaki aksaklıkların tespiti zordur. Ancak yüksek tutarda sermaye ve çok sayıda müşteri kaybından sonra durum fark edilebiliyor.

Kurumsal Firma Nasıl Olur

Merkezi Türkiye’de bulunan yerli ve milli firma, yurt dışına açılmaya karar veriyor. Amacı imalata yönelik olsa da yurt dışı ticaretine distribütör firma olarak al/sat ile başlıyor. Firma, öncelikle kemik kadrosunu ayarlayarak yurt dışına gönderiyor. Bununla beraber ihtiyaç duyduğu mesleğe uygun elemanları ivedilikle temin edip onları da kısa zamanda yurt dışına gönderiyor.

Kurumsal Firma Eleman Seçimini Nasıl Yapar

Yurt dışındaki ofis ve depolarını kısa sürede hazır hale getiren firmaya distribütör firmadan mal gelmeye başlıyor. Türkiye’den ithal mallar kalitelidir ve sektöründe de oldukça bol çeşidi vardır. Bu yüzden distribütör firma kısa zamanda yüksek tutarda satış yapıyor. Buna karşılık yurt dışı firma henüz kurumsallaşmadığı için değişik aksaklıklar başlıyor.

Çok ortaklı firmada ağırlıklı olarak iki yönetim birimi etkilidir. Yönetim kurulu ve yönetim kurulu başkanı, onları denetleyen denetim kurulu ve denetim kurulu başkanı.

Kurumsal Firmada Muhasebeci Olmak

Onlarca, yüzlerce ortağı bulunan büyük sermayeli firmalar zaman içinde kurumsallaşarak, denetim mekanizmasını kurar. Ancak çalıştığımız firma yurt dışında faaliyet göstermesi hasebiyle çok ortaklı olsa da kurumsallaşmıyor. Buna rağmen; zaman ve sebep olmadan denetim kurulu Türkiye’den sık sık gelerek firmayı bilinçsizce denetliyor.

Son dönem yönetim kurulu ile denetim kurulu her ne kadar seçimle başa gelse de uyuşmazlıkları bariz şekilde belli oluyor. Yönetim ve denetim kurulu başkanları oldukça varlıklıdır. Zaman zaman iki tarafın aralarındaki sürtüşme çalışanları tedirgin eder.

Firmalar Neden Kurumsal Yapıya Geçmelidir

Büyük sermayeli ve çok ortaklı firmalarda kurumsallaşma olmadığında ne olur? Yönetim kurulu firmaya kâr ettirdiğinde; yönetim kademesi firma kârından prim alıyor. Ayrıca yönetim kurulunun firmadan bazı avantajları oluyor;

  • Her türlü yol ve konaklama masrafını firma karşılar
  • İhtiyaç olduğunda/gerek gördüğünde kredi alabilir
  • Gerekli gördüğünde/istediğinde Türkiye’den eleman getirebilir

Ticari işletmelerin kârı her zaman yüksek olmayabiliyor. Böyle durumda yönetim kurulu ilave prim alamıyor. Bu yüzden firmadan nemalanacak kişiler zaman zaman kaldıraç kullanarak firmanın kârını yükseltebiliyor.

Ticari faaliyetinden dolayı kâr yapamayan firmaya; oturduğumuz yerden nasıl kâr yaptırabiliriz. Elbette zor bir soru, melekle dostluk yapan kimse soruya sadece tebessüm eder. Zira hayâ eder, aka/kara; siyaha/beyaz diyemez. Oysa şeytanla dostluk yapan kimsenin elinde uzun bir liste hazırdır; çıkarır masanıza bırakır. Listeyi o uzatsa da biz uzatmayalım:

  • Firmanın isim hakkı
  • Kiraladığı işyerinin devir durumunda, devir hakkı

Elbette konuyu uzatacak manasız birçok kâr kalemi var. Şişirme rakamlarla firma fiiliyatta zarar dahi yapsa; kâra geçiyor ve yönetim kurulu primini alıyor. Oysa arka planda dönen dolap, oynanan çirkin tiyatro, insanı insanlığından soğutuyor

Firmalar Sermaye ve Ortak Olarak Zamanla Büyür

Firmanın organizasyon ve müşteri yapısına baktığımızda garip bir durum dikkati çekiyor. Firma çalışanlarının %70’i yönetim kurulu başkanının birinci dereceden akrabasıdır. Buna karşılık Türk müşteri portföyündeki ana bayi statüsündeki firmaların da birkaçı dışında tamamı yönetim kurulu başkanının ya akrabası, ya da yakın köylüsüdür. Bu nedenle firmanın çalışan diğer personeli ve bayileri rahat hareket edemez. Zira en nihayetinde son kararı verecek kişi yönetim kurulu başkanıdır ve zaman zaman firmaya gelmesi gerekirken, zaman zaman Türkiye’ye gidiyor. Bu nedenle firma müdürleri ve yetkililer; firmadaki aksaklıklara gereği gibi müdahale edemiyor.

Kurumsal Firma ve Organizasyon

Türkiye’den ithal edilen malın büyük kısmı yönetim kurulunun akrabalarına cari hesap olarak satılıyor. Başka bayilere peşin satış yapılmasına karşılık, akraba bayilere %50 peşin satış yapılıyor. Zaman içinde de tahsil edilemeyen %50’ler firmayı ödeme yapamayacak duruma getiriyor. Bu nedenle firma iflas durumuna gelmesine rağmen yönetim; ortaklarına mavi boncuk dağıtmaya devam ediyor. Elbette güzel yönetiminden(!) dolayıp yönetim kurulu firmadan kâr payı almaya devam ediyor. Firma kör/topal faaliyetine devam ederken denetim kurulu başkanı denetimleriyle varlığını hissettiriyor.

İşyerleri Kurtlar Sofrasıdır; Her Zaman Tetikteyiz

Türkiye’den mütevazı, sevecen ve iyi niyetli sempatik görünümlü eleman getir/götür işleri yapmak üzere firmada işe başlıyor. Kısa zamanda firmadaki aksaklıkları ve yanlışları görüyor. Tatlı dili ve ikna edici üslubuyla çalışanlara; firmada dönen dolaplarla ilgili tafsilatlı rapor hazırlatıyor. Hazırlanan raporun Denetim kuruluna sunulup bilgilendirme yapılmasını da ısrarla savunuyor.

Şeytanla Dost Çalışan ve İşveren

Muhasebe sorumlusu firmanın görünen ve fiili durumunun raporunu hazırlıyor. Denetimin bitme aşamasında denetim kurulu başkanından müsaade isteyerek hazırladığı firmanın gerçek durum raporunu sunuyor. Raporu gören denetim kurulu başkanı muhasebe sorumlusuna raporu geri iade ederek, imha etmesini istiyor.

Denetim kurulu başkanının kullandığı cümle “Sen kendi işine bak, işin neyse onu yap.” Şeytanla dost değilseniz bu tepkiyi anlayamazsınız. Ama şeytanın arkadaşı da sizi merakta bırakmaz. Gemiler yakılıp, otağ yıkıldığında şeytanlaşan insanlar mütevazı kostümünü çıkarıp, gerçek suretiyle görünür.

Denetim kurulu başkanının serveti oldukça fazladır. Parasını bankaya faize vermez. Bunun yerine ortak olduğu yani denetlediği firmaya yüksek faiz oranlı kredi açıyor. Haliyle iki baş arasında danışıklı dövüş vardır. İki şeytan bir birine karışmaz. Yönetim kurulu başkanı şahsi emelleri için firmayı hırpalar. Buna karşılık denetim kurulu başkanına da borcun aksamadan ödenmesini sağlıyor. Bu nedenle denetim kurulu başkanı borç verdiği parası geldiği sürece denetim başarılıdır. İşler tıkırında ve süt limandır.

Çalışma Ortamında Dostluk Kadar Tedbir De Olmalı

Bitti mi? Elbette bitmedi. Şeytan sarmalı o kadar girift haldedir ki çözebilene aşk olsun. Prensip olarak firmanın muhasebecisi evrak işlemek ve evrak düzenini sağlamakla yükümlüdür. İşvereni istemediği sürece rapor hazırlayıp; her hangi bir açıklamada bulunmaz. Yetkili merci muhasebeciye ne soruyorsa muhasebeci ona cevap verir. Zira kurumsal firma olsaydı herkesin görev tanımı vardır ve yapması gereken işini yapar.

Oysa firmanın muhasebecisine son dönemde firmaya atanan mütevazı, güleç yüzlü dost gibi görünen çalışma arkadaşı; dönen dolapları izah etmesi için ısrarcı oldu. Doğru bir şey yapıyorum düşüncesiyle muhasebeci firmadaki aksaklıkları rapor olarak denetim kuruluna sunuyor. Bu durumda sizce ne oluyor? Muhasebeciye madalya mı takılıyor, görevinde terfi mi alıyor. Yoksa firmanın fiili durumunu açıkladığı için tatile mi gönderiliyor.

Dostun İhanetini Kaldıramayız

Bilemediniz, işine son verildiği için kıdem tazminatının hesaplanması için personel bölümüne gönderiliyor. Bu davranış ve cezalandırma muhasebeciyi üzüyor ve nefsine ağır geliyor. Ancak ağır gelip kaldıramadığı işinden atılması değildir. Rapor hazırlanmasını teşvik eden dost bildiği yakın arkadaşıdır. Nereden bileceksin ki o masum görünen insanın büyük oyuncu olduğunu.

Mütevazı ve samimi görünen oyuncu sonucu belli düelloya arkadaşını bilerek gönderiyor. Daha ceset kalkmadan muhasebeciden boşalan makama geçip; koltuğa kurularak oturuyor.

Oysa bu kimse firmaya evrak takibi için gelen vasıfsız personeldir. Çömez gibi hareket edip, arkadaşlarına iyilik perisi gibi davranmasına rağmen zihniyet olarak diğerlerinden farklı olmadığı anlaşılıyor.

Firma bu elemanını zaman zaman şubelere gönderiyor, şubelerin genel durumunu rapor ettiriyordu. Şehir dışında olduğu sürede eşini ve çocuklarını muhasebeci arkadaşına bırakırdı. Muhasebecinin eşi ve çocukları onun ailesine yarenlik ederdi. Tarihe geçmiş “Sen de mi Brütüs” sözünü söyleyen kimsenin o andaki ruh halini ancak bu durumdakiler anlıyor.

Sonuç olarak iyi insan ve işinin ehli olmak büyük bir fazilettir. Ancak vazifenin dışında Donkişot gibi hareket etmek akıllıca değildir. İyi insanlar vardır ve bizlere faydası olur. Ancak iş/vazife konusunda hassas olup, gereksiz risklere girmemeliyiz. Nasıl ki yaptığımız işi sağlam ve doğru olmalıysa, arkadaşlarla ilişkilerimizde de haddi aşmadan itidalli hareket etmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.